DAĞISTAN HALK OZANLARI - 1


DAĞISTAN HALK OZANLARI - 1:

 (“Dağıstan Literaturası 9–10” adlı eserde adı geçen Ozanlar).


 
Ömer Batıray:  1826–1902 (Dargin.)

 Dargilerin edebiyatına temel atan Ömer Batıray, Sergokala Reyonunun URAHİ köyünde doğdu. Köyün yaşlılarının isteklerine uyarak Batıray’ın babası, Camav Han’ın maiyatinde bulunuyordu. Batıray, Yoksulluk içinde yetişti.

Ömer Batıray, şarkı, türkü ve şiir bestelemeye küçük yaşlarda başladı. O okuma yazma bilmezdi, kendi bestelerini ezbere söylerdi. Şu anda bile çok meşhurdur Batıray’ın  “Yiğit İnsana” “Aşk Hakkında” ve “Ömür Hakkında” adlı yapıtlarında birleştirdiği şiirleri. Bu şiirleri Hacı Şahtamov tarafından Avarcaya da çevrilmiştir.

Ömer Batıray, kısa şiirlerin üstadı diye anılır. Derin anlam taşıyan ve akıcı bir üslupla söylenen bu şiirler, son zamanlarda Rusçaya da çevrildi.

=========================================================================
Yirçi Kazak:  1830–1879 (Kumuk.)

Kumukların klasik edebiyatçısı Şair Yirçi Kazak, Buynaksi’nin (Temirhan-Şura) ATLAN-AUL köyünde doğdu. Henüz çocuk yaşlarındayken şiire edebiyata meraklı olan Yirçi Kazak, kısa zamanda şarkı-türkü bestelemeye ve köy düğünlerinde neşeli türküler söylemeye başladı. Onun için kendisine “Yirçi” (Güzel şarkı-türkü söyleyen) adı verildi.

Kumukların zengin Han’ı Yirçi Kazak’a, kendisini öven-metheden, Han yanlılarının ve akrabalarının hoşuna gidecek türde şarkılar-türküler söyletirdi. Fakat Yirçi Kazak, Han’ın ısmarlama söylettiği türküleri söylemekten nefret ediyordu ve çok üzülüyordu kendi gibi fakir halkın çektiklerine.

Bir keresinde, kendi gibi Han’ın hizmetkârlarından olan arkadaşına sevdiği kızı, Han’ın kalesinden kaçırmak için yardımda bulundu. Han bu sebeple ikisini de Sibirya’ya sürgün ettirdi.

Yirçi Kazak Sibirya’da durmadan şarkı-türkü besteledi, Han hakkında, Vatan hakkında ve aşk- meşk hakkında. Orada Çeşitli lisan konuşan insanlarla tanışarak kültürünü arttırdı. Okuma yazmayı orada öğrendi. Şiirleri, türküleri daha bir anlam kazandı. Vatanına meşhur bir ozan olarak döndü. İçinden geldiği gibi, fakir halkı uyarıcı, zalim Han’ı yerici besteler yaparak yanık yanık söylemeye başladı.

Zalim Han, Yirçi Kazak’ın arkadaşına kaleden kız kaçırdığını unutmamıştı. Ayrıca ozanın sivri hicvedici şarkıları da onu çileden çıkarıyordu. Bu kin ve hırsla Han, adamlarını peşine takarak 1879 yılında Yirçi Kazak’ı öldürttü.

                                            

Yetim Emin:  1838–1886 Lezgi.

Lezgilerin klasik ozanı Yetim Emin eski Kyuri Hanlığının SİLİNG köyünde doğdu. Babası ilim sahibi ve okuryazardı, oğluna da öğretti okuma-yazmayı ve dini bilgileri. Yetim Emin’in gençliği, babasının kadılıkta görev yaptığı Yaldcuk köyünde geçti. Babası onu medreseye okumaya ve ilim tahsil etmeye gönderdi. Fakat Yetim Emin, küçük yaştan beri şiire meraklıydı, medresede okurken bile şarkı-türkü besteledi. Emin’in mahareti, aradan yıllar geçtikçe ilerliyordu. Şairin parlak fikirleri ve olağanüstü yetenekleri sayesinde o zamanın ahvali-halin, şiirlerinden de anlaşılmaktadır.

Yetim Emin, sevdiği hakkında söylediği şiirlerle başlamıştı şairliğe. Daha sonra bestelerini zalim Han’lar, zenginler ve mollalar hakkında, onları yeren hicveden şiirler yazmaya başladı. Memleketin ahvalini yazmaya ömrünün yetmeyeceğini dile getiren Emin, haksızlığa tahammül etmezdi, fakir halka acır ve onların çektiklerini dile getirerek, uğradıkları zulümlere ve haksızlığa tercüman olurdu.

Ağır hastalandığında eşinin-dostunun kendisini terk ettiğinde, bu nankör halk için kendini ateşe atarak yazdıklarına, pişmanlık içeren öfke dolu şiirler yazmıştı. Kendisine “Yetim” diye isim bırakan Emin’in şiirleri, sağlığında da bütün Dağıstan’da meşhurdu. Herkes gibi ezbere bilinen bu şiirler, yazılmış vaziyetteydi.     

 
Süleyman Stalskiy:
  
1869–1937 Lezgi

Süleyman Stalskiy, eski Kyuri Okruganın Aşağı-STAL köyünde doğdu. O da diğer şairler gibi yoksul bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaşta yetim kalan Süleyman, önceleri yakın köylerin zengin bağcıların ve koyuncuların yanında çalıştı.

Daha sonra geçimini sağlamak için Orta Asya ülkelerine gitti. Semer kant’ın demir yollarında, Sır Derya nehrinde kurulan köprülerde çalıştı. Kafkasya’ya döndüğünde Bakû’de petrol rafinerilerinde çalıştı. O yıllarda çok yerleri dolaştı, gittiği her yerde kendi şiir çalışmalarını ihmal etmedi, tecrübesi daha da arttı. Süleyman köyüne döndüğünde şöyle demiş:

“Ben şimdi daha iyi anlıyorum, çalışanlar, işçiler, her nereye gitseler de işin kolayı olmadığını. Sır-Deryasında da, Aşağı-Stal’da da fakir insanların kaderi aynı.” 

Süleyman köyünde artık daha çok zaman ayırabiliyordu bestelerine ve şiirlerine. O daha ziyade kendi fikirlerini olgunlaştırdığı işçilerin ozanıydı. Süleyman, birlikte çalıştığı işçilere şöyle derdi:

“Dünyayı görmeye, bilmeye ve tanımaya, benim gözlerimi alıştıran en büyük etken insanlardır.” 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !